Akıllardan Pazara

Posted on Kasım 30, 2010

0



Büyüme hatta karlı büyüme tüm şirketlerin varolma nedeni, ana hedefidir. Günümüz koşullarında bu ana hedefi gerçekleştirmek ve devam ettirmek konusunda bazı sıkıntılar var. Neden dersiniz? Niye büyüyemiyoruz? İlk cevap yöneticileri suçlamak olabilir. Problemleri çözmek için daha iyi bir yönetici bulma yöntemi işe yarar gibi görünüyor ama halka açık şirketlerde yapılan birçok çalışma, %90 bu stratejini en fazla bir kaç yıllık büyüme sağladığına işaret ediyor.İkinci cevap da yöneticilerin risk almaya eğilimli olmamasıdır. Sizler de yaşamışsınızdır. Üst yönetime inovatif bir fikir ile gittiğinizde bunu başka kimin yaptığını sorarlar. Fakat tarihe baktığımızda IBM System 360 mainframe üzerine bir kumar oynadı ve kazandı. Dupont Kevlar kord bezi üretimi üzerine 400 milyon dolar harcadı ve kaybetti. Bir çok yöneticinin risk aldığını ve farklı sonuçlar yaşadığını görüyoruz. Birçok insan başlangıçta başarılı olma ihtimalinin çok düşük olduğuna inanıyor. Son olarak da üçüncü ve genel bir sebep var. Çünkü yeni ve büyüyen işler yaratmak tahmin edilebilir bir iş değil. Üst düzey yöneticiler bu tahmini yapabilmek için gürültü arasındaki sinyali bulmaya çalışırlar, tehditleri fırsatlardan ayırmaya çalışırlar ve buna göre hareket edelim derler ama bu burada yazıldığı kadar kolay değildir. Evet büyümeyi yaratmak riskli ve zor tahmin edilebilir bir durumdur. Risk sermayedarlarını düşünün. Onlar yaptıkları yatırımların risk içerdiğini bilirler. Bilirlerki yaptıkları 10 yatırımdan ikisi başta kaybeder. 6’sı yolda yara alır ve hedefi bulamaz ama ikisi istenilen başarıyı yakalar. Ve önemli olan bu ikisini yaratabilmektir. Niye bu olay bu kadar önemlidir? Çünkü ana işi dalında yeterince tecrübe sahibi olan şirketlerin yeni büyüme yöntemleri bulmaları varolmaları için gereklidir. Hem de böyle bir ortamda…Malum ekonomik kriz ve getirdikleri tüm mecralarda ilk sırada konuşuluyor. Bu dönemde yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık bir ekonomiyi canlandırma paketi açıklandı. Merkez bankaları sürekli faizleri aşağı çektiler. Buna rağmen talep daralmaya devam etti. İşsizlik artıyor. Endüstri üretiminde dünya genelinde %8,3’lük bir yavaşlama var. (8 Mart 2009, Businessweek Türkiye). Şirketlerde stoklar yükseliyor, iflaslar artıyor. Durum biraz geri çekilip yukarıdan analiz edilirse daha çarpıcı bir tablo ortaya çıkıyor. Global Ekonomi 2007 sonlarında yavaşlamaya başlasa da, iş yaşamındaki dengeleri değiştiren kuvvetler on yıldan fazladır ortada. Bu zaman zarfında teknolojik gelişmeler bir iş kurmayı ve belirli bir büyüklüğe getirmeyi kolaylaştırdı. Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerdeki şirketler dünyaya açıldılar. 2008 yılı sonunda yaşanan finansal kriz de bu güçleri kuvvetlendirdi. 1930’larda Amerika’nın yaşadığı “Great Depression”’dı bu seferki de tüm yapıyı yerinden salladığı için “Great Disruption” olarak adlandırılıyor. Ekonomik krizlere bir çok yönetici harcamaları kısarak cevap verir. Kısa dönemli operasyonel ve uzun dönemli stratejik program ayırımı yapılmadan böyle bir işe kalkışıldıysa bu cellat misali kıyım çok büyük bir hatadır. Tabiiki harcamalar kontrol altına alınmalıdır. Fiyat vade ikilisi ile güzel dengeler kurun. Ürün gamınızı ve fiyatlandırma politikalarınızı gözden geçirin. Tabii bunun yanında satış ve pazarlama harcamalarınızı da gözden geçirin. Hemen satışa dönebilecek harcamalara odaklanın. Uzun vadeli harcamaların payını belirli bir seviyede tutun. Kriz dönemlerinde nakit yaratmanız çok önemli, işletme sermayenizi küçültmeli, stoklara ve alacaklara dikkat etmelisiniz. Ama… Eğer kriz şirketinizi kapatma noktasına gelmediyse, evet yöneticiler verimsiz noktalardaki fazlalıkları ve değer yaratmayan aktiviteleri ortadan kaldırmalılar, fakat uzun dönemde rekabet avantajlarını güçlendirecek stratejik programlara da devam etmeliler. Sadece savunmacı bir pozisyon alırsanız, kayıplarınızı önlemiş olursunuz. Fakat kriz bittiğinde şirketinizi güçlü bir yere pozisyonlamak istiyorsanız, geleceği de düşünmek zorundasınız. Bu durumda ve kriz sonucunda tüketici davranışlarını analiz etmeli, inovatif ürün ve servislerle rakiplerinizden farklılaşarak, müşterilerinize ve müşteri olmayan kesime odaklanmalısınız. Ancak tüm bu stratejiler ile krizden güçlenerek çıkabilirsiniz. Kaynaklar: 1. Scott Anthony’s Blog 2. Business Week Türkiye Aşırı Rekabet Emtialaşma Hızlı taklit ürünler Yükselen satış ve tanıtım masrafları Düşen etkinlik Satış kanallarının aşırı çeşitlenmesi Sürekli düşen kar marjları Büyüyememek

Posted in: İnovasyon